30 Mart 2012 Cuma

çok önemli...> *YALNIZ BAŞINIZA İKEN KALP KRİZİ GEÇİRİRSENİZ*
Diyelim ki, mesai saati bitti ve siz de akşam 18:30 civarında, alışılmadık derecede zorlu bir iş gününün ardından (tabii ki tek başınıza) arabanıza binip evin yolunu tuttunuz.
Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın.

Birdenbire göğsünüzde, kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan korkunç bir ağrı hissediyorsunuz.

12 Ocak 2012 Perşembe

ASLA ELEKTRİK PRİZİNE BAĞLI BİR CEP TELEFONUNU KULLANMAYIN.!.


         Cep telefonunuz şarj olsun diye elektrik pirizindeyken bir çağrı alırsanız, önce fişini çekin, sonra konuşun. Elektrik pirizinde takılıyken, hem şarj olsun hem de konuşayım derseniz,

6 Ocak 2012 Cuma

ev-mutfak hayatı için önemli bilgiler

• *Duvarınıza çivi çakacağınız zaman işaretlediğiniz yerin üzerine çapraz bant yapıştırın. Çiviyi öyle çakın. Böylece duvarın alçısını çatlatmamış olacaksınız.
• *Kızartma yağını bir kaç kez kullanabilirsiniz. Kullanılır durumda olup olmadığını anlamak için kızgın yağın içerisine bir dilim ekmek atın. Ekmekte kara lekeler oluşmuyorsa kullanabilirsiniz.
• *Unlarınızın böceklenmemesi için, un kavanozunun içerisine bir adet defneyaprağı koyun.
- *-Büyük miktarda patatesiniz var ise torbanın içerisine bir adet elma koyun. 8 hafta boyunca filizlenmesini ve büzüşmesini önler.

28 Aralık 2011 Çarşamba

araştırma: ozan meriç çelik / Bilimciler; tüm insanların, -zihinlerinin- birbiriyle bağlantılı olduğunu kanıtlamışlar... Bu nedenle; tüm gün birini düşündüğünüzde, o da aynı anda sizi düşünüyor... **27.12.2011-

19 Aralık 2011 Pazartesi

DUMANSIZ HAYAT + Sigarayı bırakanlar neden kilo alıyor

"Dumansız Hayat"ın tartışılmaz yararından hareketle; sevdiklerini, incelikli bir biçimde uyarmak adına aşağıdaki metni bilgimize sunan(*) sevgili O. Meriç kardeşe teşekkür ediyoruz.

DUMANSIZ HAYAT / Hasan Cemal22 Temmuz 2oo9*Milliyet
Pipoyla başlamıştım tütün içmeye. 1967’de askere giderken eniştem İsmet Benayat bana bir tane pipo hediye etmiş, bir paket de Half And Half marka çok sert bir Amerikan tütünü vermişti, “Kafan bozulduğunda içersin” diyerek.
Sevgili halam Kamran Cemal de askerlik hatırası olarak bana sonradan çok sevdiğim, kahverengi deriden bir tütün kesesi almıştı. Bir yanına tütünümü, bir yanına pipomu koyup öyle gitmiştim askere.
Tuzla Piyade Okulu’nun denize bakan yamaçlarında bir akşam vakti ilk pipomu tellendirdiğim zaman başımın nasıl döndüğünü çok iyi hatırlarım.
Duman altı olmuştum.
Ama doğrusu keyifliydi.
Trabzon’daki bir buçuk yıllık yedeksubaylığım sırasında hem pipo sayısı hem de tütün tüketimi yükseliş eğrisi çizmişti. Ayrıca, elimden düşmeyen ve dumanı sürekli tüten bir pipoyla daha havalı olduğumu, daha fark edildiğimi sanırdım.
Askerlik sonrası Ankara’da ‘devrimcilik yılları’ başlarken, evime giren bir hırsız bütün pipolarımı çalınca benim de tütünde pipo dönemi sona ermişti. Çünkü yeniden pipo koleksiyonu yapacak kadar para kazanmıyordum.
Sigaraya böyle başladım.
Babamın bir zamanlar günde dört paket içtiği Birinci’yle, işaret parmağımla orta parmağımın arası gitgide sarararak...
Arada Bafra ve Kulüp içerdim.
Etrafta kehribar gibi sarı tütünden, yassı karton paketteki Yeni Harman’ı görürsem mutlaka birkaç tane otlanmayı tabii ihmal etmezdim.
Hiç unutmam, bir seferinde Betül Mardin bana bir karton İngiliz Player’s hediye etmişti. İçmeye kolay kıyamamıştım. Yeni Harman’a benzeyen, yuvarlak, küt ve kısa, sapsarı, sigara gibi sigaraydı.
Siyah tütün sevmedim.
Bu yüzden, Fransızların entelektüel hava verme konusunda birebir olan filtresiz Gauloises’ını içemedim.
1960’ların sonunda Tekel, ilk filtreli Türk sigarası olan Samsun’u çıkardı. Günde rahat iki paket içtiğim o yıllarda ara sıra bir paket Samsun alır, ciğerlerime bayram ettirirdim.
1970’lerde kaçak sigara dönemi başladı.
Marlboro’ya hiç ısınamadım.
Param olduğu zamanlar kırmızı paketiyle filtresiz Pall Mall edinir, bayağı keyif alarak içerdim. Yine bir Amerikan sigarası olan Chesterfield’in filtresizini severdim.
Yıllar geçtikçe İngiliz Dunhill’le Rothmans’da karar kıldım.
Bunların tiryakisi oldum.
Dinamit gibi sigaraydılar.
Veyahut cigara gibi cigara!
1970’lerde, özellikle 80’lerde Türk gibi cigara içtim, fosur fosur. Bazen ağzım zehir gibi kalkardım yataktan, ama yine ilk işim sigara yakmak olurdu.
Bir fincan kahve ve öksürük...
Tıpkı babam gibi...
Sabahları günün ilk kahve ve cigarasıyla öksürük nöbetine tutulduğu zaman annem bağırırdı:
“Ahmet, içme şu zıkkımı!”
Ben ise sigara içmeden çalışamayacağımı, yazı yazamayacağımı sanırdım. Sonra ufak tefek sağlık sorunları kapıyı çaldı.
Cigarayla boğuşmaya başladım.
En pahalısından purolar da içtim, sigarayı bırakabilmek umuduyla...
Ama olmadı, başaramadım.
Bu arada davetlerde sevgili Feyyaz Tokar’ı uzaktan sotalar, ondan da puro tırtıklardım. Davidoff’un ellilik kutularda satılan cigarlarını yurtdışına gidip gelirken alır, keyifli akşamlarda tüttürürdüm.
Bir gün, sanıyorum, kendisi de bir sigara tiryakisi olan Prof. Ender Berker, etrafına asistanlarını toplayıp benim ayak parmaklarımdan başlayarak nasıl parça parça kesilebileceğimi anlatmıştı.
1986 yılıydı.
Bir gün Cumhuriyet’teki odamda Okay Gönensin ve Kerem Çalışkan’la vücut kimyamı bozan bir tartışma sırasında, çekmecemdeki Rothmans kartonlarını parçalayıp kafalarına fırlatmıştım.
Cigarayı böyle bıraktım.
Üç dört paket içiyordum.
23 yıl geçmiş...
Siz de bırakın sigarayı!
oOo
(*)_o6.o8.2oo9 Perşembe
==============================================================

Sigarayı bırakmanın yarattığı boşluk hissi genelde yemekle doldurulmaya çalışılır. Sigarayı bırakmaya hazırlanıyorsanız aynı anda veya bırakma hazırlığında iken bir beslenme uzmanından yardım alın.
Kanun gereği 19 Temmuz 2009 itibariyle restoran, cafe ve lokantalarda sigara yasağı başlıyor. Belki bu durum sigara içenler için caydırıcı bir fırsat olur ve sigara bırakma kararlarını çabuklaştırır. Eğer kilo almaktan korktuğunuz için sigarayı bırakma konusunda çekinceleriniz varsa sizi biraz aydınlatmak isterim. Sigarayı bırakmaya hazırlanıyorsanız aynı anda veya bırakma hazırlığında iken bir beslenme uzmanından yardım alın, “önce sigarayı bırakayım kiloyu sonra veririm” diye düşünmeyin. Genellikle sigarayı bırakanlar ilk başta birkaç kilo alırlar. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, sigarayı bırakan erkeklerin yüzde 61’i, kadın-ların ise yüzde 51’i sigarayı bıraktıktan sonra bir - iki kilo almaktadır. Ancak sigarayı bırakanların yüzde 23’ü de kilo vermektedir, siz neden bu gruba dahil olmayasınız?
Bir diyetisyene gidin “Önce zayıflayayım, sonra sigarayı bırakırım” fikri yerine beslenme alışkanlıklarını düzenleyip planlı bir süre sonunda da sigara bırakma kararını hayata geçirmek daha doğru bir yaklaşım olur. Sigara içimi başta ağız ve dudak kanseri olmak üzere birçok tümörün kaynağıdır. Sigara içmek kanser, yüksek kolesterol düzeyi, koroner arter hastalıklarına, solunum bozukluklarına ve osteoporoz riskinin artması gibi birçok hücrede hasara neden olur. Vitamin ve mineraller gibi temel besin öğelerinin emiliminin engellenmesine neden olur. Türkiye’de her yıl yaklaşık 100 bin, dünyada ise 5 milyon kişinin sigaraya bağlı hastalıklardan öldüğü bildiriliyor, üstelik sigara içmemesine rağmen tütün dumanına maruz kalanlarda da ölüme yol açabiliyor. Üstelik tütün ürünlerinin hepsi nargile, puro, pipo vs için bu durum geçerli. Sigaranın içinde bulunan nikotin ve çok sayıda toksik madde, vücuttaki detoksifikasyona yani bedeninin kendini temizleme sistemine çok büyük bir zarar veriyor Sigara içmek özellikle C vitamini alımında problemlere yol açar. Bildiğiniz gibi C vitamini vücudumuzun temel antioksidanlarındandır. Antioksidanlar birçok hastalığın önlenmesinde önemli rol oynar. Bu eksikliği ortadan kaldırabilmek için vücudunuz daha çok C vitaminine ihtiyaç duyar. Ama şunu bilmelisiniz ki hiçbir şey sigara içerek vücudunuza verdiğiniz zararı geri çeviremez. Sigara dumanı bileşimindeki kimyasallar tüm doku ve organları dolaşabileceği gibi, tabii ki sindirim sistemimize de ulaşacak ve burada tahribatlara yol açacaklardır. Özellikle bileşimindeki oksidan maddeler, besinlerle dışarıdan aldığınız ve antioksidan dediğimiz bağışıklık sisteminizi güçlendiren vitaminlerin (C, E, A vitamini ve A vitamini ön maddesi olan beta karotenin) kanda ve serumdaki seviyelerini azaltır.
Sigara bırakırken kilo almamak için
- Sigarayı bırakmaya niyet eden kişi, önce beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmek üzere bir beslenme ve diyet uzmanıyla görüşmelidir.
- Sigarayı bırakınca nikotin sebebiyle metabolik hızda azalma yaşanabilir, buna engel olmak için düzenli bir egzersiz programına başlanarak tedbirli olunmalıdır
- Sigarayı bırakıldığında kan şekerinizde düzensizlik oluşabilir ve canınız tatlı isteyebilir. Bunu önlemek için şekersiz çiklet çiğneyin, şeker ihtiyacınızı meyvelerden veya taze sıkılmış meyve sularından karşılayın. Ancak her 1 çay bardağı taze meyve suyu-nun yaklaşık 45 -50 kalori içerdiğini unutmayın bu sebeple maden suyu ile karıştırmak iyi bir çözüm olabilir.
- Sigarayı bıraktıktan sonra kafeinli içecekleri çok fazla içmeyin, genelde bu içecekler sigarayı hatırlatabilir diğer yandan sigara bırakılınca sinirlilik olabilir ve kafein bu huzursuzluğu artırabilir.
Çekirdek yerine salatalık yiyin
- Sigara birçok insan için yemek bitiş sinyalidir. Özellikle kalabalık ve sohbetli masalarda kişiler farkında olmadan ihtiyaçlarından fazla yemek yiyebilir. Kişi sigara içiyorsa karnı doyduğu anda bir sigara yakar ve böylece yemekten uzaklaşır. Sigarayı bırakınca ise bu alışkanlık ve beyne komut verme bir süre fazla yemek ile sonuçlanır. Bu gibi durumlarda diş fırçalamak veya naneli şeker kullanmak iyi bir çözümdür.
- Nikotin metabolik hızı biraz artırır, bu sebeple sigara içmeyince aynı besinleri yemenize rağmen az kilo artışları olabilir.
- Kan şekeri düzensizlikleri oluşabilir bu da sürekli yeme ihtiyacı doğurur.
- Sigara bırakmanın yarattığı boşluk hissi genelde yemekle doldurulmaya çalışılır. En büyük tehlike avuç avuç kuruyemiş, çekirdek gibi yağlı gıdalar yemektir. Oysa salatalık, kereviz sapı, domates, meyve daha sağlıklı atıştırmalıkladır çünkü yağ içermezler ve düşük kalorilidir.
Sigarayı bıraktıktan sonra
- Tad alma duyusu artar, yiyeceklerin tad ve kokusu daha iyi hissedilir
- Sigara genelde iştahı kapar. Sigara bırakılınca iştah açılabilir.
- Genelde sigara yemeğin bitiş sinyalidir. Uzun sohbetlerin olduğu oramda kişi yemek yemeye sürekli devam edebilir ve eskiye oranla daha fazla yiyecek tüketir. Bu durumda diş fırçalamak veya naneli şeker ile yemeği sonlandırmak çözüm olabilir.
- Öğün aralarında acıktıkça, taze sebzelerden salatalar hazırlayarak, yağsız tüketebilirsiniz. Sos olarak yağsız soslar, yoğurt ve limon kullanılabilir. olacaksınız.
- Daha sık meyve tüketin.
- Şekeri bırakın. Tatlı ve çikolata tüketiminizi sınırlayın. Nadiren kendinizi ödüllendirmek için sütlü veya meyveli hafif tatlılardan tüketmeye çalışın.
**kaynak*Dilara Koçak
/ milliyet.com.tr*30.07.2009
*bir not:
sigara içenlerin kesinlikle A vitamini kullanmaması gerekiyormuş /çünkü akciğer kanserine yol açmaktaymış
kaynak=(haberturkTV_medikal programı_25.07.2oo9)

VİTAMİNLER HANGİ BESİNLERDE BULUNUR? + MSG NEDİR?..

VİTAMİNLER ___ HANGİ BESİNLERDE BULUNUR?
A--------- En çok karaciğer, süt, yumurta sarısında.Yeşil ve sarı renkli sebzelerde, meyvelerde(havuç,domates,kayısı,portakal,ıspanak)
B1-------- Bitki tohumları,bulgur vb.
B2-------- Karaciger, et, süt, yumurta vb hayvansal yiyecekler, yeşil yapraklı sebzeler ve kurubaklagillerde
B6-------- Karaciğer, böbrek, et, tam buğday unu, baık, bulgur, prinçte.
B12------- Hayvansal kaynaklı yiyeceklerde bulunur.
E--------- Yeşil yapraklı bitkiler,yağlı tohumlar ve bunlardan elde edilen yağlar,tahıl taneleri, ve kuru baklagillerde
C--------- Maydonoz,şalgam yaprağı,asma yaprağı,yeşil biber, kara lahana, karnıbahar,ıspanak, turunçgiller, çilek,şeftali, domates, tazefasulye, patateste.
D--------- Balık yağında
K--------- Ispanak, yeşil yapraklı sebzeler,kurubaklagiller, balıklarda bulunur.
Folik asit------- karaciğer ve diğer organ etleri, balık, yumurta, yeşil sebzeler, kıvırcık, domates, ceviziçi, portakalda.
Niasin------- Mayalı ekmekte, süt, yumurta, karaciğer,et, buğdayda.
********
notlar :
* muz ve süt sakinleştirici özelliğe de sahip...
*A ,C, E vitaminleri bağışıklık sistemini güçlendirmekte
A_vitamini: Kuru kayısı, et, havuç...
C_vitamini: Turunçgiller, kivi...
E_vitamini kaynağı YAĞLARdır... (çeşitli sıvı yağlar karıştırılarak kullanılmalı... böyle bir karışım, tek çeşit yağdan daha yararlı...)
/Kasım2oo9_ dr.murat topoglu;
-VİTAMİNLER ___ HANGİ BESİNLERDE BULUNUR? --... püfNoktası_yayım: 08. 01. 2010

=======================================================
MSG NEDİR?..

MSG adında bir yiyecek katkı maddesi var.
MONO SODYUM GLUTAMAT

Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel olarak algılanmasını sağlıyor.
Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.
Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda üreticilerinin bir çoğu MSG'yi kârlı olduğu için kullanıyorlar.
MSG ZARARLI MI ?
Buna okuduktan sonra siz karar verin.
Bu madde Nörotoksin.
Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SARA (Epilepsi)
Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı)
Yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite.
Büyüme hormonu baskılanması.
Pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.
Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar.Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.

Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği CİPS'lerde çok kullanılmakta.
Hazır köfte harçları, Et suyu tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.
Şimdi diyeceksiniz ki,
Madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar? .
Ticaret devleri insaf, merhamet gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kâr etmek, çok daha büyümektir.
Bu mamuller, "albeni"si olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur. Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız. Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır adeta. Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya tükettiğimizi görürüz. Mesela Cips.
Semt pazarlarında 3 kg. patatesi 1 ytl.ye alabilirsiniz. Oysaki 50 gram CİPS 1 liradır. Yani 1 kg. Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz. Olumsuz etkileri de cabası. Ya bu mamulleri üretenler !..
Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik ve doğaldır.
Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi, burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı?
Ben henüz rastlamadım.
Gelelim genel sağlık boyutuna;
Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12'sine çıkması ve benzerleri.
Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar.
Hastalıkları üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler. Bu da madalyonun diğer kârlı yüzüdür.
Karbondioksitli meşrubatlardan, sakıncalı hazır gıdalara varana kadar birçok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun ciddiyetini anlayabilenimiz var mı?
Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.
Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında yetersiz kaldığından, yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler.
Sömürgen güçler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli olmasını istemezler. Onlar için önemli olan kendi çıkarları ve elde edeceği yeni sömürü kaynaklarıdır.
Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık tehlikesi yaklaşan bir dünyada, kapitalizmin acımasızlığının arttığı bir dünyada yaşadığımızı asla unutmamalıyız.
Çocuklarımızın geleceğine hep beraber sahip çıkalım.
YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !.....

İleti_11 Aralık 2009_16:07
-MSG NEDİR?... ---püfNoktası_yayım: 06 .01. 2010

deprem anında bunları yapın

deprem anında bunları yapın

(o8.o3.2010)-->Elazığ'da meydana gelen depremin ardından uzmanlar deprem anında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundular.
Deprem sırasında hayatta kalmak için bazı kuralların bilinmesi ve uygulanması gerektiğini belirten uzmanlar, şu bilgilere yer verdiler:
"Deprem öncesi yapılacak hazırlıklar, deprem anı ve sonrası uyulması gereken kurallar:
BİNA İÇİNDEYSENİZ
Deprem sırasında sakin olup, paniğe kapılmayın, cesaretinizi toplayın, koşmayın. Depremler genellikle hafif bir sarsıntı, gürültü ile başlar ve birkaç saniye sonra daha yıkıcı sarsıntılar gelir. Eğer bulunduğunuz noktadan kendinizi 10-15 saniye içinde bina dışına çıkartacak pozisyonunuz varsa, bu yolu saptayın. Bu yöntem sadece giriş altı, giriş ve 1. katta olanlar için geçerlidir. Deprem sırasında ilk 10-15 saniye binayı terk edebilmek açısından çok önemlidir. Daha önce yaşanan depremlerden elde edilen istitastiki verilere göre, binalarda yıkıma yol açan unsur, hissettiğiniz ilk sarsıntı değil, binanın rezonansa girmesidir. Eğer binayı 10-15 saniye içinde terk edemiyorsanız, kesinlikle merdivenlerden, merdiven boşluklarından uzak durunuz. Asansör bir tuzaktır.
Yıkılan binalarda en yüksek oranda ölüm bu noktalarda meydana gelmektedir. Birinci kattan daha yüksekteyseniz, atlamayı denemeyiniz. Dışarı çıkamayacaksanız ev depremi planını uygulayın. Büyük bir depremde ayakta durmanız, koşmanız mümkün değildir. Çömelin ya da döşemeye yatın. Sağlam bir masa, sıra, mobilya veya kapı kasasının altına girin ve başınızı koruyun. Masaya tutunun ve onunla birlikte hareket etmeye hazır olun. Pozisyonunuzu sallantı duruncaya kadar ya da hareket etmek güvenli oluncaya kadar değiştirmeyin. Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, mutfak tezgahı , büfe ya da büyük kanepe gibi eşyalar çökme sonucu tavanı bir miktar tutarak küçük bir alan yaratırlar. Cenin pozisyonu alarak bekleyin. Bu alan bir insanın yaşaması için yeterli olabilmektedir.
Yaşanan depremlerden elde edilen veriler, mutfak ve banyoların en uygun yerler olduğunu göstermektedir. Çünkü enkaz altında kalındığı takdirde, bu bölümlerde hem yaşam üçgeni yaratabileceğiniz unsurlar vardır, hem de patlayan borulardan sızan suyu içerek vücudunuzu crash sendromundan koruyabilme olanağı mevcuttur. Enkaz altında kalan kişileri bekleyen en ciddi tehlike böbrek yetmezliği nedeniyle ortaya çıkan sendromlardır. Pencerelerden, şöminelerden, sobalardan, veya kolayca devrilebilecek eşyalardan uzak durun. Bina içinde kalın. Dışarı çıkarsanız düşen cam kırıkları ya da bina molozlarından yaralanabilirsiniz. Tiyatro, okul, sinema, büro gibi kalabalık yerlerdeyseniz, kesinlikle merdivenlere, asansörlere koşmayın. Unutmayın ki bu yerler hasar görmese dahi, aynı anda yüzlerce kişinin panik içerisinde koşarak çıkış yerlerinden binayı terketmeleri mümkün değildir. Kendinizi koltuk, sıra gibi yerlerde koruma alın, sakin olun ve başkalarını da aynı şekilde davranmaya davet edin.
BİNA DIŞINDAYSANIZ
Binalardan dökülebilecek yıkıntılar ve camlardan, elektrik direk ve tellerinden uzakta güvenli bir yerde depremin durmasını bekleyin. Herhangi bir nesnenin (araba, balkon) altına girmek çok sakıncalıdır. Deprem bitene kadar açık alanda beklenmelidir. Araç kullanıyorsanız: Bulunduğunuz yer eğer güvenli ise durun ve araç içinde kalın. Normal trafikten olabildiğince uzaklaşın. Köprüler, üst geçitler, tünellerden uzak durun. Eğer mümkünse ağaçlar, direkler ve enerji nakil hatlarından uzakta kalın.
Tünel içinde iseniz ve çıkışa yakın değilseniz, aracınızı durdurup aşağıya inin ve yanına yan yatarak cenin pozisyonu alın. Aracınızın içinde durmayın. Aynı yöntemi kapalı bir otoparkta iseniz aynen uygulayın. Araç içinde olduğunuz takdirde, üzerinize düşen bir parça ile ezilme riski taşıyorsunuz. Oysa dışına çıkıp, yanına yattığınız takdirde, üzerinize yıkılacak tavan, tünel gibi büyük kitleler aracı belki ezecek, ama yok etmeyecektir.

HAYATTA KALMANIN ALTIN KURALLARI
Öncelikle yaşadığınız yerleşim biriminin deprem tehlikesi hakkında doğru bilgileri ilgililerden öğrenin. Aile bireyleri arasında olağanüstü bir durumda nasıl davranacağınızı konuşun, bir ev depremi planı yapın. Her odada üzerinize bir şeyin düşmeyeceği sağlam bir masa altı veya bir iç duvar yanı gibi güvenli bir yer seçin. Evinizin elektrik gaz, su ve şebekelerini kapatabilmek için ana şalter ve vanaların yerlerini ve nasıl kapatılacağını öğrenin. Kitaplık, yüksek mobilya gibi kolay devrilebilir eşyalar ile ağır eşyaları duvarlara veya döşemeye sıkıca bağlayın. Yatak odalarınızda, üstünüze kolayca devrilip yaralanmanıza neden olabilecek tablo, gardrop gibi eşyaları sabitleyin ve üzerinize devrilmeyecek şekilde yerleştirin. Mutfak dolapları gibi kırılabilecek eşyalarınızı koyduğunuz dolaplarınıza sağlam kilitler takın. Düzenlenen ilkyardım kurslarından ilk yardımı öğrenin. Olağanüstü bir durumda hemen kullanabileceğiniz el feneri, radyo ve yedek pilleri, ilk yardım çantası ve gerekli ilaçlarınızı, iş eldivenini önceden bir çantaya koyup, kolayca ulaşabileceğiniz bir yerde bulundurun. Ailenin bağlantı kuracağı şehir dışından birilerini belirleyin
DEPREMDEN SONRA
Bulunduğunuz yapı yıkılmamışsa, kontrollü, hızlı ve dikkatli bir şekilde binayı terk edin. Hemen ardından gelebilecek bir artçı şok, o ana kadar yıkılmamış, ancak taşıyıcı elemanlarına zarar vermiş olan binayı yıkabilir. Sarsıntı anında merdivenler bağlantı yerlerinden ayrılmış, tavandan dökülebilecek sıva, beton parçası olabilir. Binadan ayrılırken kapıları dikkatli bir şekilde açın, bu gibi tehlikelerden sakının ve başınızı koruyun. Deprem durduğunda elektrik, gaz, su vanalarını ve yanan ocakları hemen kapatın. Kendinize güvenli bir çıkış yolu arayarak binayı terk edin.
Olası gaz sızıntıları nedeniyle deprem sırasında olduğu gibi deprem sonrasında da kesinlikle, kibrit, mum, çakmak yakmayın. Parlamalara yol açabilirsiniz. El feneriniz aydınlanma ihtiyacınızı karşılayacaktır. Eviniz hayatınıza zarar vermeyecek ölçüde hasar görüp, sizin dışarı çıkmanıza izin veriyorsa, binayı terk etmeden önce çevrenizdeki seslere kulak verin. Bu sesler, sizden çok daha zor durumda olan insanlara ait olabilir. Sese olan yakınlığınız sayesinde binanın dışından yapılacak bir yardımdan çok daha hızlı bir şekilde göçük altındakileri hayata kavuşturabilirsiniz. Aile bireylerinizi bir arada tutun ve açık bir yerde bekleyin. Varsa yaralılara ilk yardım yapın. Cidi şekilde yaralanmış kişileri telaş ve panikle hareket ettirmeyin, güvenli bir yerde yetkililerin gelmesini bekleyin. Özellikle ilk üç gün içerisinde, yetkililer izin vermedikçe, sağlam evlerinize dahi girmeyin. Bazı artçı sarsıntılar zayıflamış yapılarda yeni hasar yapacak kadar büyük olabilir.
Yerlere devrilmiş elektrik direklerinden kesinlikle uzak durun ve bunlara temas eden cisimlere dokunmayın. Aracınıza binip şehirden uzaklaşmaya çalışmayın. Yollar kapalı olabilir ve kurtarma-itfaiye-yardım ekiplerinin gelmesini engellersiniz. Çok acil durumlar dışında yakınlarınız haber vermek ya da almak amacıyla telefonunuzu kullanmayın. Zira aşırı yoğunluk nedeniyle telefon şebekesi bloke olur ve acil durumlar için dahi kullanılamaz hale gelir. Fısıltı ve dedikodulara inanmayın, öğrenmek istediklerinizi yetkililerden sorun. Yetkililere ve kurtarma ekiplerine yardımcı olun. Enkaz ve yıkıntılar arasında gelişigüzel dolaşmayın.
İhtiyacınızdan fazla yardım malzemesini kesinlikle almayın. Unutmayın ki fazladan alınan her yardım malzemesi bir hemşehrinizin ihtiyacının karşılanmamasına neden olacaktır. Yardımlaşma ve paylaşma olağanüstü durumlarda en yüce insani değerdir. Depremden önce yapılacak birkaç basit hazırlık depremden sonraki zor yaşantımızı çok kolaylaştırabilir. Örneğin aracımızın bagajında; bir çadır, uzun müddet bozulmayan yiyecek ve içecekler, fener, ilk yardım malzemesi, giysi, telsiz, battaniye, sıhhi malzemeler gibi eşyaların bulunması organize yardımın gelmesi için gerekli olan 3- 4 gün boyunca bizi çok rahatlatacaktır.
ENKAZ ALTINDAYSANIZ
Kıpırdayacak durumunuz varsa ve kesin bir çıkış yolu görebiliyorsanız hareketlenin. Aksi takdirde pozisyonunuzu koruyun ve sakin olun. Fazladan her çaba, size gelecekte gerekli olacak enerjiyi ve suyu tüketecektir. Dışarıdan bir müdahale sesi duyana kadar bağırmaya çalışmayın. Bu enerjinizi zamansız tüketmenize yol açacaktır. Bir ses duyduğunuzda cevap verin ve pozisyonunuzu anlatmaya çalışın. İlerleyen saatlerde dışarıya ses verebilecek bir ses kaynağı yaratma yolu bulun. Tencere benzeri bir metale vurulacak bıçak sapı, sert bir yüzeye vurabileceğiniz diğer sert bir cismin olup olmadığını kontrol edin. Çünkü saatler geçtikten sonra böyle bir şey edinme gücünü kaybetmiş olabilirsiniz. Kurtarma ekipleri, olay yerine ulaştıklarında bakacakları ilk yer enkaz üzerinde kabarmış bölgelerdir. Kabaran bu bölgeler muhtemel yaşam üçgenlerinin olduğu noktalardır. Buzdolabı, bulaşık ve çamaşır makinesi, çelik para kasası, demir dolap v.b. Böyle bir pozisyona sahipseniz, ilk ulaşılacak kurtarma bölgesindesiniz demektir."
kaynak-www.kenthaber.com/
haberin bağlantı adresi-
-deprem anında bunları yapın (o8.o3.2010)-->Elazı... püfNoktası_yayım: 09.03. 2010

İkâmet değiştirecekler dikkât!

İkâmet değiştirecekler dikkât!
....................... Para cezası ödememek için ne yapmalı?
İkametgâhlarını değiştiren vatandaşların, 20 iş günü içinde ilçe nüfus müdürlüklerine başvurarak, yeni adreslerini kayıt ettirmesi gerekiyor. Zamanında adres kaydı yaptırmayanlara 329 lira, gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara 660 lira para cezası uygulanıyor.
İlkbaharda, okulların açılma ve kapanma dönemlerinde ev taşıma işleri yoğunlaşırken, vatandaşların, taşınma masrafları dışında, adres bildirmeme nedeniyle cezai uygulama ile karşı karşıya kalmamaları için dikkatli olmaları gerekiyor.

İkametgahlarını değiştiren vatandaşlar, 20 iş günü içinde nüfus müdürlüklerine başvurarak yeni adreslerini kaydettirmezlerse 329 lira para cezası ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Ayrıca, çocuğunu istediği okula kaydettirmek veya icradan kurtulmak gibi gerekçelerle gerçeğe aykırı adres beyanında bulunanlara ise 660 lira para cezası veriliyor.
Adres Kayıt Sistemi Yönetmeliği uyarınca, ikametgahlarını değiştiren vatandaşların, 20 iş günü içinde ilçe nüfus müdürlüklerine başvurarak, yeni adreslerini kaydettirmeleri gerekiyor.
Önceden muhtarlıklara bildirimde bulunmak yeterli olurken, artık bu bildirim doğrudan ilçe nüfus müdürlüklerine yapılıyor.
Süresi içinde bu bildirimi yapmayan vatandaşlara, bu yıl için 329 lira para cezası tahakkuk ettiriliyor.
Adreslere tebliğ edilen bu ceza, 15 gün içinde ödenirse yüzde 25 indirim yapılıyor. Daha geç ödenmesi halinde ise 4 taksit uygulanıyor.
İtiraz hakkı var
Trafik cezalarında olduğu gibi, vatandaşlar bu ceza için mahkemelere itirazda bulunabiliyor.
Örneğin, bir evden taşındınız ve yeni taşındığınız ev içinde adres bildiriminde bulunma ihtiyacı hissetmediniz. Bu durumda da eğer eski evinize taşınan biri kendisi için adres beyanında bulunursa, cezalı duruma düşmekten kurtulamıyorsunuz. Sizin eski evinize taşınan kişi, kendisi için adres beyanında bulunduğunda, bu ev hala sizin üzerinize kayıtlı gibi göründüğü için, ilçe müdürlüklerindeki sistem bu beyanı "incelenecekler" listesine atıyor ve adres otomatik olarak emniyet güçlerine bildiriliyor.
Jandarma veya emniyet, bu adreste tahkikat yapıyor. Kimin oturduğunu belirliyor. Tahkikatta kimin oturduğu belirlenirse onun üzerine adres kayıt ediliyor.
Bu adresten ayrılan kişiye ise yeni taşındığı adres için taşındıktan sonra 20 iş günü içinde kayıt yaptırmamışsa, ceza tahhakuk ettiriliyor.
Vatandaşlar cezayla karşı karşıya kaldı
Adres kayıtlarının nüfus ilçe müdürlüklerine yapılması gerektiğini bilmediği için binlerce vatandaş, bu yıl için 329 lira olarak belirlenen ceza uygulaması ile karşı karşıya kalıyor.
Nüfus müdürlüğü yetkililerinden verilen bilgiye göre, gerçeğe aykırı beyanda bulunanlara da 660 lira ceza uygulanıyor. Özellikle çocuklarını mahallelerindeki, semtlerindeki değil, istedikleri okula göndermek isteyenler, bu okulun çevresindeki konutları adres göstererek kayıt olmak istiyor.
Bu adresin boş olup olmadığına bakılıyor ve başkası adına kayıtlı ise bu kişilere, emniyetçe yapılan inceleme sonucunda 660 lira ceza uygulanıyor. Bazı vatandaşlarında icradan kurtulmak için yanlış beyan vererek tescil yaptırma girişiminde bulunduğu belirtiliyor.
Verilen bilgiye göre, adres beyanında bulunmak için nüfus müdürlüğüne gittiğinizde, eğer o adreste kimse kayıtlı değilse, herhangi bir ek belge istenmeden, nüfus kayıt bilgilerine göre adres kaydınız yapılabiliyor. Eğer o adreste başkası kayıtlı görünüyorsa, elektrik, su, doğalgaz faturası, noter onaylı kira sözleşmesi gibi, kişinin adına kayıtlı belgeler isteniyor.
Ankara Subayevleri'nde 3 ay önce yeni aldığı eve taşınan Hakan Sevim de 20 iş günü içinde adres kaydı yaptırmaması nedeniyle 329 liralık cezanın şokunu yaşıyor.
Subayevleri mahallesinde bir evde kiracı olarak oturduğunu, daha sonra aynı mahallede bir ev satın aldığını belirten Sevim, "Kiracı olduğum evden, kontrat gereği geçen yıl Ekim ayında ayrıldım. Yeni aldığım evin inşaatı bitmediği için eşyaları depoya koydum, Aralık'a kadar annemlerle oturdum. Ocakta yeni evime taşındım. Elektrik, doğalgaz ve su aboneliğimi tapu belgesine göre yaptırdım ve bir sorun çıkmadı. Eski evi kiralayan kişi, Aralık'ta nüfus müdürlüğüne kayıt yaptırmış. Polis gelip tespit yapmış ve benim kayıtlarım o adresten düşmüş. Ben araba alıp satma işi ile uğraşıyorum. Belgeler için adres gerekti. Adres kaydımı yaptırmaya gittiğimde, 329 lira ceza ödemem gerektiğini söylediler. Bu konuda daha önce bize bilgi verilmedi. Bildirimde bulunduğum için ceza ödüyorum" dedi.
Yetkililer, adrese dayalı hizmet almak isteyenlerin mutlaka nüfus ilçe müdürlüklerine, 20 gün içinde adres beyanında bulunması gerektiğini belirtirken, aksi takdirde cezalı duruma düşecekleri konusunda vatandaşları uyardılar /Yayın Tarihi : 24 Mart 2010 Çarşamba
kaynak-www.kenthaber.com/
haberin bağlantı adresi -İkâmet değiştirecekler dikkât! . püfNoktası_yayım: 26. 03 .2010

ilaç içmeden önce bu uyarılara kulak verin


'ilaç içmeden önce bu
uyarılara kulak verin'


UZMANLAR, yanlış kullanılan soğuk algınlığı ilaçlarının bazen ölümcül olabilen alerjilere, karaciğer, böbrek ve kalpdamar problemlerine, kan hücrelerinde düşmelere ve kanı fazla sulandırarak kanamalara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Gazi üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Esin Şenol,
"Düzgün olmayan ilaç kullanımları sonucunda ortaya çıkan ilaç yan etkileri, bugün dünyada önemli hastalıklar ve ölüm nedenleri arasındadır" dedi.
Bazı ilaçların, yiyecek ve içeceklerle de etkileştiğini ve bu nedenle yanlış kullanıma neden olduğunu vurgulayan Şenol, "İşi biten ilaçlar imha edilmeli, başkalarının kullanamayacağı biçimde atılmalı" dedi.
Şenol, FDA (Amerikan Gıdaİlaç Birliği) tarafından 4 yaş altı çocuklarda öksürük şuruplarının ve nezle ilaçlarının kullanımının yasaklandığını belirterek, 6 aydan küçük çocuklarda ise kullanılabilecek tek ateş düşürücü olarak "asetaminofen" önerildiğini söyledi.
*• Soğuk algınlığı ve alerji tedavisinde kullanılan ilaçlar ve öksürük şurupları, alkol ve uyku verici ilaç veya bitkisel takviyelerle kullanılmamalı.
* Gut ve diyabet ilaçları, aspiriri ile kullanılmamalı.
*Mide ağrısı ve bulantı, kusması olanlar, kabızlık giderici ilaçları kullanmamalı.
*• Tansiyon, depresyon, kalp, guatr, diyabet ilaçları alanlar, prostat sorunları olanlar, burun açıcılar kullanmamalı.
• *Tansiyonu yüksek olanlar ve tansiyon ilaçları alanlar, kanama problemi olanlar, karaciğer, böbrek hastası olanlar ağrı kesici kullanmamalı ya da hekim önerisi ile kullanmalı.
kaynak_ gazete_ VATAN /30 Ocak 2010,syf-4
-ilaç içmeden önce bu uyarılara kulak verin' UZM... püfNoktası_yayım: 27. 03. 2010

KALBİN EN BÜYÜK DÜŞMANI STRES

KALBİN EN BÜYÜK DÜŞMANI STRES
*İyimser olanlar, kalp ve damar hastalıklarına daha az yakalanıyor.*
Türk Kalp Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Çetin Yıldırımakın, ''Artık kalp ve damar hastalıkları sadece erkek hastalığı değil, kadınlarımız ve çocuklarımızın da hastalığı oldu'' dedi.

Yıldırımakın, Sakarya Üniversitesinde (SAÜ) düzenlenen ''Uluslararası-Disiplinlerarası Kadın Çalışmaları Kongresi''nde yaptığı konuşmada, bilimsel çalışmalar ve ekonomik yatırımlara rağmen kalp ve damar hastalıklarında artış yaşanmasının sebeplerinin başında stresin geldiğini söyledi.

Günümüz insanının, düne göre daha zor şartlarda yaşadığını belirten Yıldırımakın, şöyle konuştu:

''İnsanlar artık daha stresli bir yaşam sürüyor. Biz Kalp Vakfı olarak 'İyi Kalpli Ol' logosunu Türk Patent Enstitüsüne tescil ettirdik. İyimser olanlar, iyi kalpli olanlar kalp ve damar hastalıklarına daha az yakalanıyor. Biz insanların birbirlerini sevmelerini, hoşgörülü olmalarını, öfkelerini bırakmalarını, daha toleranslı olmalarını tavsiye ediyoruz. Stresin azaltıldığı, iyimser olunduğu zamanlarda hastalıklara daha uzak oluruz. İyimser ol kalp ve damar hastalıklarına yakalanma.''

…2008 yılında 17 milyon can aldıYıldırımakın, kalp ve damar hastalığının erişkin erkek hastalığı olarak bilindiğini, ancak son yapılan araştırmaların, kalp ve damar hastalıkları sebebiyle hayatını kaybeden kadınların erkeklerden daha fazla olduğunu ortaya koyduğunu dile getirdi.

Yıldırım, ''BM dünya Sağlık Örgütü, AB Kalp Birliği ve Dünya Kalp Federasyonu'nun yaptığı araştırmaya göre 2008 yılında kalp ve damar hastalıkları sebebiyle dünyada 17 milyon kişi hayatını kaybetti. Bunun 8.6 milyonunu kadınlar oluşturuyor'' dedi.

Türk Kalp Vakfı bünyesinde, kadın ölümlerinin sebeplerinin araştırılması için, Kadın Kalp Sağlığı Koruyucu Kalp Merkezi kurduklarını bildiren Yıldırımakın, eskiden kadınların kalp ve damar hastalığı konusunda pek korku yaşamadığını ifade ederek, şöyle konuştu: 'Son yıllarda kalp ve damar hastalıklarından ölen kadınların oranları erkeklerden daha fazla. Yapılan araştırmalara göre kadınlar kalp ve hastalıkları açısından daha fazla tehdit altındalar. Hatta bazı operasyonlarda, müdahalelerde, belirtilerin ortaya çıkması konusunda kadınlar daha çok tehlikedeler. Artık kalp ve damar hastalıkları sadece erkek hastalığı değil, kadınlarımızı ve çocuklarımızın da hastalığı oldu.''
_______________________________________________
(Kaynak AA)_ 06.03.09
 püfNoktası_yayım: 30. 05. 2010

KÖTÜ PATRON, ÖMÜR KISALTIYOR ve KALBE ZARAR...

KÖTÜ

PATRON,

ÖMÜR

KISALTIR


Finlandiya'da 6 bin 400 devlet memuru üzerinde yapılan araştırmaya göre, adil davranmayan patron ve amirler, çalışanların kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini yüzde 30 artırıyor.

İŞYERİNDE adil davranmayan patron ve amirlerin, çalışanlarının ömrünü kısalttığı belirlendi. Finlandiya'daki İş Sağlığı Enstitüsü'nce 6 bin 400 İngiliz devlet memuru üzerinde yapılan araştırmaya göre, amirlerinin kendilerine karşı adaletsiz davrandığını düşünen işçilerin, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ihtimali yüzde 30 artıyor. Araştırmacılar,• adaletsizlik hissinin baskı ve strese yol açtığını, bu durumun da kalp ile damar hastalıkları riskini artırdığını söyledi.

Adaletsizlik dediğin!

ARAŞTIRMAYA katılanlar, 'görüşlerinin amirlerince dikkate alınmamasını, karar alma mekanizmasına dâhil edilmemelerini ve amirlerinin kendilerine dürüst davranmamasını' adaletsizlik olarak tanımladı. Avukat Rania Sedhom da, bu bulgulan doğrularken, daha uzun çalışma saatlerinin, adaletsiz hissinin yarattığı stresi ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini daha da artıracağını belirtti. .

kaynak_Milliyet/26 Ekim 2005 Çarşamba_DIŞ HABERLER SERVİSİ

*-*-


KÖTÜ PATRON KALBE ZARAR
Kötü yönetim ve zayıf liderlik yeteneğine sahip patronlar çalışanlar üzerinde yalnızca stres yaratmıyor.

İngiltere’de 3 bin çalışan arasında yapılan bir araştırma liderlik yeteneği zayıf yöneticilerle çalışan kişilerin kalp krizi riskine açık olduğunu ortaya koydu. Ancak tehlike yalnızca bir kişi ile sınırlı değil! Çünkü kötü yönetimin yarattığı bu risk yalnızca o kişiye yakın çalışanları değil tüm ekibi etkiliyor. Nitekim araştırmanın yayımlandığı Occupational and Environmental Medicine dergisinin yaptığı yorum kalp krizi olasığının kümülatif hale gelebileceği yönünde.

STRESLİ İŞ ORTAMI

İşyerinde değersiz ve baskı altında hissetme, sigara ve alkol gibi sağlıksız alışkanlıkları tetikliyor. Kişiyi kalp krizi riskine açık hale getiren bu alışkanlıklar, iş yerindeki stresin kan basıncını yükseltmesiyle kalp krizine yol açıyor.

YÜZDE 25’İ ÖLÜMCÜLYaşları 19 ila 70 arasında değişen erkek çalışanlar arasında yapılan araştırmaya göre stresli iş ortamlarında ölümcül kalp krizi geçirenlerin oranı yüzde 25.

SOSYAL HAYATI DA ÖNEMLİ

Ancak kişi aynı işyerinde dört yıl ve daha uzun süre çalışmışsa bu oran yüzde 65’e kadar çıkıyor. Eğitim durumu, sosyal statüsü, kazancı, iş yoğunluğu, hayat standartları ve alışkanlıkları da kalp krizi riskini etkileyen diğer faktörler arasında..

**(BBC’den derlenmiştir) İpek ALPKÖKİN_26.12.08KÖTÜ PATRON ÖMÜR KISALTIR Finlandiya'da 6 bin... püfNoktası_yayım: 30. 05. 2010

"RENKLER"in yaşamımızdaki etkileri

RENKLER
...Renkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı?
KIRMIZI : Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir.
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.
YEŞİL : Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır.
SİYAH : Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi.
MAVİ : Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.
LACİVERT : Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır.
MOR : Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir.
PEMBE : Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir. SARI : Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.
BEYAZ: Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler...
KAHVERENGİ : Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.’de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.

kaynak_http://www.adaminsitesi.com/renklerin_dili.htm
-RENKLER Renkler hayatımızın parçası. Peki renkler... püfNoktası_yayım: 27. 08.2009

18 Aralık 2011 Pazar

Maden suyu niyetine soda içmeyin

Maden suyu
niyetine
soda
içmeyin
.................
İçilebilir herhangi bir suya
karbondioksit eklendiğinde
soda yapılmış olur.

.............. Maden suyu ise
yerin en derin katmanlarından çıkar
ve çıkarken geçtiği katmanlardan
mineralleri de alarak yol alır.

............ Yani maden suyu mineralce zengin iken
soda mineral içermez.
>>devam-

-Maden suyu niyetine soda içmeyin ................. İ... püfNoktası_yayım: 19. 08.2009

Güçlü bir bellek için ne kadar uyku? +İyi Bir Uyku İçin püfLER

Güçlü bir bellek için ne kadar uyku? +İyi Bir Uyku İçin püfLER
Uykusuz kalındığında bozulan
ilk işlevlerden biri de
bellek,
dil becerileri,
soyut düşünme
ve değerlendirme gibi bilişsel fonksiyonlardır.
Geç saatlere dek uykusuz kalmak
bir süre sonra kişide
bellek sorunlarının oluşmasına yol açar.


>>devam
-Güçlü bir bellek için ne kadar uyku? püfNoktası_yayım: 19.08 .2009



Püf Noktaları
*_ Her gün aynı saatte uyanın
*_Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun,
*_Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz) Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın,
*_Aldığınız kafeini (Kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın,
*_Mümkün ise sigarayı azaltın, uyku ile ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın,
*_Alkol alımını kısıtlayın. Uyku ile ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın.
*_Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız,
*_Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız,
*_Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır,
*_Uykuya uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın
Photobucket*/........ Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için)
*/........Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın
*/........Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin. ,
o0o
TEST--tıklayın-->> Uykunuzu-Değerlendirin
Photobucket-

İyi Bir Uyku İçin İ.. püfNoktası_yayım: 15. 08. 2009

İşte en sağlıklı 11 yiyecek

İşte en sağlıklı 11 yiyecek................................Pancar: Pancarı kırmızı ıspanak olarak düşünün. Çünkü pancarda, folik asitin yanı sıra kanserle savaşta önemli olan doğal kırmızı pigmentler bol miktarda bulunuyor.
Nasıl yenmeli: Taze, çiğ ve rendelenmiş olarak salatalarda kullanılabilir. Pişirmek antioksidan özelliğini düşürecektir.

Lahana: Kanserle mücadele eden enzimleri destekleyen sülforafen, lahana da bol miktarda bulunmaktadır.
Nasıl yenmeli: Asya usulü lahana salatası ya da burger ve sandviçlerde kıtır olarak tüketilebilir.

Pazı:
Gözlerin korunmasında önemli olan Karatonaidle yüklüdür.
Nasıl Yenmeli: Doğranmış ve zeytinyağında sotelenmiş olarak rahatlıkla yenilebilir.

Tarçın: Kan şekeri ve kolesterolün kontrolünde yardımcıdır.
Nasıl yenmeli: Kahve gibi sıcak içeceklere serpilmelidir.

Nar: Kan basıncını yani tansiyonu düşürür ve antioksidan(t) yüklüdür.
Nasıl yenmeli:
Bu güzel meyve taze yenebilir ya da suyu içilebilir.

Erik kurusu: Antioksidan(t) maddesiyle yüklü bir besin türüdür.
Nasıl yenmeli: Pestil olarak ya da pişirilerek yenebilir.

Kabak çekirdeği: Balkabağının en besleyici yeri çekirdeğidir. Kabak çekirdeği erken ölüm riskine karşı etkili magnezyum deposudur.
Nasıl yenmeli: Çerez olarak ya da salatalarda kullanılabilir.

Sardalye: Omega 3 yönünden zengin olan sardalye, doğal yollardan cıva içermez ve kalsiyum deposudur. Ayrıca demir, magnezyum, fosfor, potasyum, çinko, bakır ve manganezin yanı sıra B vitaminin tüm çeşitlerini içerir.
Nasıl yenmeli: Zeytinyağı ya da sardalye yağı içinde dinlendirilen sardalyeler tek başına ya da salata içinde yenilebilir.

Zerdeçal: Kansere ve iltihaplara karşı güçlü özellikleri vardır.
Nasıl yenmeli:
Sahanda yumurta ya da her türlü sebze yemeğinde gönül rahatlığıyla kullanılabilir.

Yabanmersini: Yapılan araştırmalarda yabanmersininin iyi bir hafıza ile ilişkili olduğu görülmüştür.
Nasıl yenmeli:
Yoğurt ya da sütle birlikte veya bademle beraber yenmesi tavsiye edilir.

Balkabağı: Az kalori ile uzun sure tok tutar. Ayrıca bu yüksek lifli sebze bağışıklık sistemini uyaran vitaminlerce zengindir.
Nasıl yenmeli:
Tarçın, hindistancevizi ve çok az tereyağı ile karıştırılarak yenebilir.
kaynak= gül m./ileti_23.o5.2oo9 _14:49 Pieter Bruegel (1565) _HASAT YAPAN KÖYLÜLE
-İşte en sağlıklı 11 yiyecek ......................... püfNoktası_yayım: 15. 08. 2009

TERE... / Ve Sağlıklı Kilo Vermek

TERE... / Ve Sağlıklı Kilo Vermek
Tere tohumunu balla beraber yiyin, hem zayıf hem sağlıklı görünün...
............. Tere tohumu ülkemizde yetişen, pahalı olmayan, doğal bir bitki. Az bilinen ve az tüketilen terenin sağlık üzerinde son derece faydalı etkileri var. Sabahları aç karnına bir çay kaşığı tere tohumu ve bir tatlı kaşığı bal karışımını yer ve üzerine bir bardak sıcak su içerseniz hızla kilo verdiğinizi görürsünüz. Tere tohumunun metabolizma hızlandırıcı etkisi, bunu sağlıyor. Tadı acı olduğundan, bal miktarını fazla tutabilirsiniz. Tere aynı zamanda kuvvet verici, vitamin noksanlıklarına karşı ve iştah açıcı olarak da kullanılıyor.
.................. Terenin afrodizyak özelliği de var. Hastalıklara karşı direnci arttırıp, sigaranın zararlarını da azaltıyor. Tere tohumu suyu, saç dökülmesi ve kepeklenmeyi de önlüyor. Tere otunun yenmesi, balgam söktürüyor. Bir çay kaşığı tere otunun, bir bardak soğuk suyla tüketilmesi halinde vitiligo\´ya da iyi geldiğini belirtiyor uzmanlar. Aktif mide ülseri, kanaması ve mide rahatsızlığı olanlara tere tohumunun buruk acı tadı daha da rahatsız edici gelebilir. Eğer böyle bir rahatsızlığınız varsa tere tohumunu dikkatli kullanılmasını öneriyor uzmanlar.

kaynak=web/izm.yaşam
_26.08.2008-

TERE... / Ve Sağlıklı Kilo Vermek.. püfNoktası_yayım: 13. 08 .2009

Sağlık için sevilmeyen yiyecekler tüketiliyor

İngiltere’de her üç kişiden biri, sağlıklı olduğu gerekçesiyle sevmediği yiyecekleri tüketiyor. ANKARA - Daily Telegraph gazetesinin haberine göre, konuyla ilgili yapılan araştırma, her üç İngilizden birinin faydalı olduğuna inandığı yağlı balık, ıspanak ve esmer ekmek gibi hoşlanmadığı gıda ürünlerine ağırlık verdiğini gösterdi.
Bu kesimin tercih ettiği yiyecekler arasında karaciğer, mercimek, brokoli, müsli, mantar, soğan ve Brüksel lahanası da bulunuyor.
Beslenme uzmanı Priya Tew, “Hepimiz bazı yiyeceklerin diğerlerinden daha faydalı olduğunun farkındayız, ancak kendilerini sevmedikleri yiyecekleri yemek zorunda hisseden insanların sayısı karşısında hayrete düştüm” dedi. Küçük bir araştırmayla aynı faydayı sağlayan alternatif yiyeceklerin bulunabileceğini kaydeden Tew, demir kaynağı olarak ıspanak yerine sığır eti ya da kuru kayısı, yağlı balık yerine de keten tohumu veya ceviz yenebileceğini belirtti.
Araştırma, İngilizlerin yarısından fazlasının asla suşi yemediğini, yüzde 30’unun da avokado yememeye gayret ettiğini de ortaya koydu.
kaynak:http://arsiv.ntvmsnbc.com/
news/472904.asp#storyContinues AA
Güncelleme: 16:18 TSİ 28 Ocak 2009 Çarşamba
-Sağlık için sevilmeyen yiyecekler tüketiliyor... püfNoktası_yayım: 13.08.2009

OBSTRÜKTİF UYKU APNE SENDROMU

OBSTRÜKTİF UYKU APNE SENDROMU Horluyor musunuz? Sabahları yorgun kalkıyor musunuz? Araba kullanırken uyukladığınız oluyor mu? Toplantılarda uyuyakalıyor musunuz? Cinsel performansınızda düşüş var mı?
.........
Horlama tedavi edilmediğinde hipertansiyon, felç, kalp krizi, uykuda ani ölüm riskini artırabiliyor.
Horluyor musunuz? Sabahları yorgun kalkıyor musunuz? Araba kullanırken uyukladığınız oluyor mu? Toplantılarda uyuyakalıyor musunuz? Cinsel performansınızda düşüş var mı? Gecenin bir yarısı kan ter içerisinde uyanıyor musunuz? Kilo vermekte güçlük çekiyor musunuz? Bu soruların hepsine veya birkaçına ‘Evet’ yanıtı verdiyseniz, Dikkat! Uykuda nefes durması ve gündüz aşırı uyku hali ile seyreden ‘Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’ hastası olabilirsiniz.
Horlama erkeklerin yüzde 25’inde, kadınların ise yüzde 15’inde görülüyor. Horlamanın genelde önemsiz bir sorun olduğu düşünülüyor. Sıklıkla eşlerin, aile bireylerinin hatta komşuların sorunu haline gelmekten öteye gitmiyor. Oysa horlama basit bir problem değil. Obstrüktif uyku apnesi sendromunun en önemli belirtisi. Uyku apnesi sürekli yorgunluk halinden trafik kazalarına, sürekli uykusuzluktan uykuda ölüme kadar onlarca tehlikenin habercisi. Öyle ki uyku apnesi hastalarının iş veya trafik kazası yapma olasılığı ise diğerlerinden 4 - 7 kat fazla.


Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, “Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS) uyku sırasında havayolumuzda çeşitli seviyelerde gelişen tıkanıklıklara bağlı ortaya çıkar. Yüz kemikleri, çene yapısı, büyümüş geniz eti ve bademcikler, uzamış ve kalınlaşmış küçük dil, sarkık yumuşak damak veya burun tıkanıklığı gibi anatomik bozukluklara ve aşırı kiloya bağlı olarak görülür.” diyor.


SABAH YORGUNLUĞUNA YOL AÇIYOR
Uyku apnesinin başlıca belirtileri; horlama, uykuda 10 saniyeyi aşan nefes kesilmesi ve gündüz aşırı uyku hali. Uykuda nefesin durması ile kalp ve beyin için hayati önemi olan oksijen düzeyi kanda düşerken karbondioksit düzeyi artıyor. Beyin bu durumu ciddi bir tehdit olarak görerek 3-5 saniyelik uyanıklık ile nefes alması için hastayı uyarıyor. Nefes kesintisini takip eden derin gürültülü bir horultu ile tekrar nefes almaya başlanıyor. Bu şekilde bir gecede onlarca hatta yüzlerce defa uyanan kişi ertesi sabah yorgun uyanıyor. Gündüz aşırı uyku hali, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, sinirlilik, kişilik değişikliği ile kendini gösteriyor.


Acıbadem Bakırköy Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Nalan Kayrak, diğer belirtileri şöyle sıralıyor:
“Sabah baş ağrısı, yaygın kas ağrıları, uykuya dalma veya uykuyu sürdürme sorunları, huzursuz uyku, uykuda aşırı hareketli uyuma, ensede ve göğüs önyüzde aşırı terleme, ağız kuruluğu, ağız açık uyuma, gece sık idrara kalkma, cinsel istekte azalma, impotans, aşırı kilo alımı ve kilo verme güçlüğü.”


Yıllar içinde sinsi bir şekilde ilerleyen ve yerleşen obstruktif uyku apne sendromu, vücutta metabolik değişikliklere de neden olarak kilo vermeyi zorlaştırıyor. Ayrıca zaten kalitesiz, kötü bir uyku yüzünden yorgunluk hisseden kişi daha hareketsiz hale geliyor. Giderek daha fazla kilo aldıkça apnelerin şiddeti de artıyor.


GÖRÜLME SIKLIĞI YAŞLA BİRLİKTE ARTIYOR
Uyku apnesi, daha çok erkeklerde rastlanan bir sorun. Ancak kadınlarda da görülüyor. Özellikle menopoz sonrası dönemde görülme sıklığı artıyor. Ağırlıklı olarak 40 yaş üstünde görülmekle birlikte bebeklikten itibaren her yaşta rastlanabilen bir sorun olduğu akıllardan çıkarılmamalı. Dr. Kırışoğlu bu noktada bir uyarıda bulunarak şunları söylüyor:
“Çocuklarda erişkinlerden farklı olarak uyku hali ve enerji eksikliği yerine dikkat eksikliği ve hiperaktivite görülür. Bu nedenle ADHD (Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) tanısı alan ve ilaç tedavisi planlanan tüm çocuklar uyku bozuklukları açısından değerlendirilmelidir. ADHD tanısı alan çocukların % 25’inde altta yatan esas sorun uykuda solunum bozuklukları, periyodik kol bacak hareketleri ve huzursuz bacak sendromudur”


KULAK BURUN BOĞAZ UZMANI MUAYENE ETMELİ
Acıbadem Hastenesi Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Hasan Tanyeri, “Burun, geniz, bademcikler boğaz dil kökü ve solunum yolları KBB muayenesi sırasında gözlenebilen bölgeler olduğu için her horlayan ya da uyku testi ile uyku apnesi tanısı almış hasta kulak burun ve boğaz uzmanı tarafından görülmelidir.” diyor. Basit bir KBB muayenesi ile hangi bölgelerin uyku sırasında çökmeye meyilli olup, apnelere yol açtığının tespiti gerekiyor.


Bu aşamada uyku uzmanı ve KBB uzmanının eşgüdüm içerisinde çalıştığını belirten Dr. Tanyeri ve şöyle devam ediyor:
“KBB muayenesi sırasında hastaya önce sprey ile anestezi uygulanır. Ardından fleksible endoskop denilen yumuşak ince bir fiberoptik kameradan muayene yapılır. Burun, geniz, yumuşak damak arka yüzü, bademcikler, yutak ve nefes borusu giriş yerleri ayrıntılı bir şekilde incelenir. Hastaya bu esnada müller manevrası denilen uyku sırasında olası çökme yerlerinin tespitine yarayan tanı yöntemi uygulanır ve hastanın buna göre tedavisi planlanır.”


TANIDA SON TEKNOLOJİ
Tanıda uzun yıllar süren araştırmalar neticesinde “polisomnografi” adı verilen yöntem geliştirilmiş. Bu inceleme, uyku laboratuarında bir teknisyen eşliğinde uykunun sabaha kadar kaydedilmesı sonucunda gerçekleştiriliyor. Tanıda kullanılan en güvenilir yöntem olarak kabul ediliyor. Dr. Kırışoğlu yöntemi şöyle anlatıyor:
“Polisomnografi sırasında beyin dalgaları (EEG), göz hareketleri (elektrookulogram), kalp elektrosu (EKG), çene ve vübacak hareketleri (EMG), ağız ve burun hava akımı, göğüs ve karın hareketleri, horlama ve beden pozisyonu kaydedilir. Horlama, uykuda solunumsal bozuklukların süresi, sıklığı, pozisyonla ilişkisi, oksijen düzeyindeki değişiklikler objektif olarak değerlendirilir. Ortalama sekiz saatlik çekimin ardından toplanan veriler uzman ekipler tarafından değerlendirilerek hastanın tedavisi planlanır.”


Bazı hastalarda, evde kullanabilecek taşınabilir ev tipi kayıt cihazları ile de uyku bozukluklarının değerlendirilmesi mümkün. Dr. Kırışoğlu sistem hakkında şu bilgiyi veriyor:
“Polisomnografi kadar kesin sonuçlara sahip olmamakla birlikte hastanede yerleştirilen kemerler ve sensörler ile evde uyunabilmektedir. El radyosu büyüklüğündeki cihaz yardımıyla uyku sırasında hava akımı, kalp ritmi, göğüs ve karın hareketleri ve kan oksijen düzeyi kaydedilebilmektedir. Bu cihazların avantajı hastaya kendi evinde ve yatağında uyuma olanağı sağlamasıdır.”


TEDAVİ EDİLMESİ ŞART
Uyku Apnesi Sendromu tedavi edilmediğinde hipertansiyon, felç, kalp yetmezliği, kalp krizi, pulmoner hipertansiyon, kalpte ritim bozuklukları ve uykuda ani ölüm görülme olasılığı ciddi ölçüde artıyor. Dr. Kayrak uyku apnesiyle ilgili ilginç istatistik verileri sunuyor:
“Hipertansiyon tanısı alan hastaların yüzde 25’inde uyku apnesi olduğu bilinmektedir. Apne tedavisinde CPAP kullanımı ile kan basıncının ortalama 10mmHg düştüğü, bunun da koroner arter hastalığı gelişme riskini yüzde 37, felç geçirme riskini ise yüzde 56 azalttığı görülmüştür. Yine, gündüz aşırı uyku haline bağlı kaza geçirme riski 4-7 kat artmıştır.”


TEDAVİDE BİRÇOK SEÇENEK VAR
Uyku apnesi tanısı konan herkesin ilk etapta dikkat etmesi gereken noktalar var. İşte yapmanız gerekenler:


*Kilo vermeye çalışın
*Yatmadan önce son üç saat içinde ağır yemeklerden, alkol ve sigara tüketiminden kaçının.
*Sırt üstü değil yan pozisyonda yatın


OSAS tedavisinde CPAP adı verilen hava kompresörleri yöntemi sıklıkla uygulanıyor. Dr. Kırışoğlu, “Bu cihazlar çeşitli maskeler aracılığı ile gece boyunca hava üfleyerek tıkalı olan havayolunu açık tutar. Bu sayede tıkanıklıklar ortadan kalkarak horlama, apne ve hipopnelerin gelişmesi engellenir. Solunumsal olaylar engellendiği için uyku bölünmez. Bu sayede ertesi sabah zinde kalkılır ve gündüz aşırı uyku hali ortadan kalkar.” diyor.


Ancak uzun süreli çalışmalarda CPAP’a uyum gösterme oranlarının kulanımdan itibaren 3 yıl içerisinde % 50 lere düştüğünü çalışmalar gösteriyor. Dr. Tanyeri bu noktada bir uyarıda bulunarak şunları söylüyor:
“Bu durum tedavi edilmeyen hastaların OSA riskleri altında hayatlarına devam ettiğini gösterir ve tehlikelidir. Ayrıca bazı hastalar geceleri yüzlerinde maske ile uyuyamıyor ya da uyumayı tercih etmiyorlar. Özelikle genç yaştaki hastalarımız hayatlarının geri kalan kısımlarında her gece maskeye bağlı kalmak istemiyor ve diğer tedavi alternatiflerini değerlendirmek istiyorlar.”


O HALDE NE YAPMALI?
Bu durumda sıklıkla başvurulan yeni ve etkili yöntem var: Yumuşak damak implantları. Bu yöntemle özelikle hafif ve orta derecede uyku apnesi olan hastalarda gayet iyi sonuçlar alınıyor. Doç.Dr. Tanyeri “Yöntem nasıl çalışıyor?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:
“Yumuşak damak implant yönteminde amaç geceleri gevşeyerek çöken ve tıkanmaya yol açan solunum sırasında titreyerek horlayan yumuşak damak içerisinde bir iskelet ve sertlik oluşturarak bu bölgelerin gevşekliğini engellmektir. Vücutla uyumlu 3 adet dacron fitili özel bir tabanca sayesinde yumuşak damak içerisine yerleştiriyoruz. İşlem sonrası ayni gecede sonuçlar alınabiliyor. Şu anda dünyada 16000 den fazla implant takılan hastaların çok merkezli yapılan çalışmalarında hastaların uyku testi parametelerinde ve subjektif şikayetlerinde ortalama 80% civarında tedavi oranları rapor edilmektedir. Yöntem oldukça basittir. Lokal anestezi ile ofis şartlarında hastalar uyutulmadan yapılmakta, işlem yaklaşık 5 dakika içerisinde tamamlanmakda, ne işlem sırasında ne de sonrasında ağrı ve kanama olmamaktadır.”


Cerrahi tedavi yöntemleri de sıklıkla uygulanıyor. Önemli olan hastalığa neden olan bölgenin belirlenmesi ve bu bölgeye uygun tedavi uygulanması. Küçük dil ve sarkık damak, bademcikler, geniz eti ve buruna yönelik cerrahi yöntemler ve radyofrekans uygulamaları en çok uygulanan cerrahi yöntemler arasında yer alıyor.
....kaynak/ AKTİFHABER _
10.12.2006 _16:12

Solaryum son derece zararlı ve tehlikelidir-Balçiçek PAMİR

Kanser Uzmanı Dr. Süalp Tansan'a göre en tehlikeli kanser melanom güneş ışınları yüzünden. Solaryum da en güneş kadar tehlikelidir diyen Tansan, en 30 koruma faktörü öneriyor.
Kanser Uzmanı Dr. Süalp Tansan ile röportajımızın yayınlanan dünkü bölümünde dünyadaki kanser üzerine yapılan çalışmaları, yenilikleri özetlemiştik. Tansan'ın dünkü "Sigara içenler sakın vitamin almasınlar" açıklamasından sonra gazetenin telefonları kilitlendi. Tansan'ı tekrar aradım ve sigara- vitamin ilişkisinin üzerinde tekrar konuştuk. Ayrıca doğru bilinen yanlışları, alternatif tıp önerilerini ve sağlık konusundaki doğal besinlerin önemini tartıştık.
* Dün yarım kalan bir konu daha var. Kök hücre meselesi. Örneğin son yıllarda özellikle yeni doğan çocukların göbekbağını saklamanın önemli olduğu söyleniyor. Kanser için göbekbağı saklamak önemli mi?
--Kök hücre olayı bundan 10 yıl önce Amerika'da çok popülerdi. Hatta Boston Üniversitesi'nde meme kanserindeki ilk kök hücreyi biz yaptık. Ama sonra anladık ki kök hücre tedavisinin belli hastalıklar dışında pek bir yararı yok. Sadece kan hastalıkları, kan ve lenf kanserleri için önemli. İlerde çocuğunuz bu hastalığa yakalanırsa kurtarmak için göbekbağı yararlı olabilir ama nasıl saklandığı da önemli. Türkiye'de biraz zor. Ayrıca kaç yıl saklanabildiği bilinmiyor. Bir insanın kan kanserine yakalanma oranının yüzde birin altında olduğunu düşünürsek, kansere çok büyük bir önlem diye algılamamak gerek.
CİLT ERKEN YAŞLANIYOR
* Söylenildiği gibi dedorant meme kanseri yapar mı?
-Vallahi açıkcası her gün bunun gibi bir sürü haber okuyoruz ama kesinlikleri belli değil. Dedorantın kanser yaptığına dair hiçbir bilimsel araştırma yok ben de bunu söylemek zorundayım. Anlamsız bir inanış bu.
* Güneş mi, solaryum mu daha zararlı?
-Bu konu Avustralyalı bilim adamları tarafından detaylı olarak inceleniyor. Yapılan çalışmalar gösterdi ki solaryumun verdiği Ultra violet A ışını -ki onlar bu ışının daha zararsız olduğunu iddia ediyorlardı- aynı güneş ışını etkisi yapıyor. Yani bu ne demektir? Hem cilt erkenden yaşlanıyor, hem de bütün cilt kanseri türlerinin riski artıyor.

EN TEHLİKELİ KANSER
* Yani ikisi de çok tehlikeli...
-Kesinlikle. O kadar genç yaşta cildi yaşlandırıyor ki şaşırırsınız. Dünyadaki en zararlı ve tehlikeli kanser türünden bir tanesi melanomdur. Vücuttaki benlerle alakaladır. Özellikle güneş ışınları doğrudan etkilidir.
* Güneşlenemeyecek miyiz yani?
-Bu konunun bilimsel olarak tartışma götürür yanı yok artık. Ayrıca güneşin ve solaryumun Avustralya halkının üzerinde yaptığı etkiler çok açık bir şekilde dokümente edilmiş durumda. Solaryum en az güneş kadar zararlı. Güneşe gelince, maalesef ozon tabakası eski ozon tabakası değil artık. İstinasız hemen herkesin güneş koruyucu faktörler içeren yağlarla korunması gerektiğine inanıyorum.
* Herkesin cildine göre ayrı koruma faktörü mü lazım yoksa belli bir faktörün altına düşmemek mi gerekir?
-Tabii cildin yapısına göre değişir. Ne kadar açık bir ten varsa koruma faktörü o kadar yüksek olmalı. Ama ben yine de minimum 30 koruma faktörünü öneririm. Bu konuda ayrıntılı bilimsel çalışmalar bulunmuyor.

ACISI 20 YIL SONRA
* Minimum 30 faktör mü? Hiç bronzlaşamayacağız artık yani...
-Vallahi artık yandığınız zaman, bundan 20 yıl öncesine nazaran bütün cilt genetik materyaliniz zarar görebilir. Ve bunun acısı hemen değil, 20 sene sonra çıkacak.
* Ya kakao ve havuç yağları?
-Bilindiğinin aksine bunlar güneşin etkisin azaltmıyorlar. İçinde koruma faktörü yoksa tabii ki tehlikeli. Koruyucu blokların kullanılması şart. Tekrar ediyorum güneş eski güneş değil.
Sigara içene özellikle A ve C vitamini yasak
Türkiye'de akciğer kanseri patlaması yaşanıyor diyen Tansan tiryakileri uyarıyor. Dr. Süalp Tansan'a göre vitaminlerin sebze ve meyvelerden doğal olarak alınması büyük önem taşıyor
* Röportajın dünkü bölümünde sigara içenlerin A, B, C, D, E vitamini kullanmamaları gerektiğini söylemiştiniz. Bu konuda inanılmaz çok telefon aldım. Arayanlar "Ama bizim doktorumuz özellikle C vitamini takviyesi veriyor" diyorlar.
-Tamamen yanlış işte. Ben meme kanserinden sonra akciğer kanserinde uzmanım. Türkiye'de bir akciğer kanseri patlaması yaşanıyor. Tekrar söylüyorum sigara içenlerin vitamin alması son derece zararlı. Özellikle C vitamini daha da zararlı. İçindeki bir takım bileşenlerin sigara etkileriyle bir araya geldiğindeki sonuçları büyük bir araştırmayla kanıtlandı zaten. Sadece C vitamini de değil. A vitamininin ön maddesi olan betakaroten maddesi içeren vitaminlerin hap olarak kullanılması son derece tehlikeli. Finlandiya'da yapılan büyük bir araştırmanın sonuçları çok çarpıcı. Multi vitamin ve özellikle C ve A vitamini kullanan tiryakilerde akciğer kanserine yakalanma riski yüzde 20 daha fazla. Bu oran çok ciddi. Dün de söylemiştim Amerikada satılan vitaminlerin üzerinde "Sigara kullanıyorsanız almayın" diye yazıyor.
SİGARAYI BIRAKMALIYIZ
* Peki tiryakiler ne yapacaklar? Kendilerini sigaranın etkilerinden nasıl koruyacaklar?
-Sigarayı bırakacaklar. Bunun bir devlet politikası olması gerekiyor artık. Ayrıca gerekli olan vitaminleri doğal besinlerden almaya çalışmak sadece sigara içenler için değil, herkes için önemli. Meme, prostat, kalın bağırsak ve akciğer kanserleri için önleyici olabilir. Hap şeklinde vitamini önermiyorum.
[b]Günde bir adet domates prostat kanserine birebir[/b]
Dr. Süalp Tansan kanseri önleyici etkisi olan doğal ürünleri sıralıyor. Elma, ısırgan otu çayı, iyi muhafaza edilmiş kuruyemiş ve doğal zeytinyağı
* Bazı doğal besinlerin kanser üzerinde iyileştirme etkisi olduğu doğru mu?
-Var tabii. Örneğin erkeklerde günde bir tane hormonsuz, doğal domates yemek prostat kanserini büyük ölçüde azaltıyor.
* Peki kadınlarda?
-Hem kadınlarda hem erkeklerde doğal zeytinyağ öneriyorum. Zeytinyağ özellikle kadınlarda meme kanseri görülme riskini azaltıyor. Tabii kaşık kaşık zeytinyağ alın demiyoruz çünkü fazlası kalori dolayısıyla kilo demek, bu da zararlı. Dozunda zeytinyağı almak lazım. Özellikle kahvaltıda tereyağ yerine zeytinyağı yemek gerekir. Yemeklerde margarin yerine zeytinyağı kullanmak da çok önemli.
ÇEREZ
ÇEREZ TEHLİKELİ OLABİLİR
* Peki meyveler?
-Her tür elmanın kanserden koruyucu etkisi var. Aynı şekilde üzümün de önemli bir gücü var.
* Peki ya fındık?
-Özellikle fındık diyemem ama kuruyemişler de yararlı. Doğal olmalı ve sağlıksız saklanmamalılar. Uzun süre saklanan kuruyemiş zararlı olabilir, içindeki bir maddeden ötürü karaciğer kanseri yapabilir. Bu yüzden kuruyemişi çok sağlıklı ortamlarda saklamak, uzun süre bekletmeden tüketmek gerekir.
* Ya yeşil çay?
-Yeşil çayın özellikle kanseri engellediğini düşünmüyorum. Mutlaka bir şey içmek isteniyorsa ısırgan otunu öneririm. Isırgan otunu kaynatıp içmek iyi gelecektir, psikolojik açıdan da önemli. Bilimsel bir çalışma yok ama bir çok insan, benim hastalarım ısırgan otu içtiklerinde kendilerini iyi hissettiklerini söylüyorlar. Zararı da yok zaten.
KÖPEKBALIĞI KIKIRDAĞI
* Alternatif tıp yöntemleri için ne düşünüyorsunuz?
-Bunların hiçbir yararı yok, kanıtlanmamış. Örneğin köpekbalığı kıkırdağı. En sonunda bir araştırma yaptılar ve hiçbir yararı olmadığını kanıtladılar. Ayrıca beres damlası önemli diye biliniyor ama o da bir işe yaramıyor. Bunlar yanlış bilgilendirmeler. Hepsi insanların üzerine maddi külfet. Günde beş porsiyon sebze meyve öneriyorum. Hem kilo alınmaz, hem kanser riski azalır hem de kalbe yarar. Bütün kanser türleri ve özellikle akciğer kanseri için yapabileceğimiz iki şey var; bir sigara içmemek, iki beslenmemize önem vermek. Bu da çok zor olmasa gerek.
Balçiçek PAMİR
sabah*17.06.2003
*Solaryum son derece zararlı ve tehlikelidir * püfNoktası_yayım: 13.08.2009

Bitkilerden Gelen Sağlık /Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu

Bitkilerden Gelen Sağlık /Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu (Milliyet Gazetesi "ek"i / 15.11.2009_)
bu metnin içindekiler:
ADAÇAYI
BAL
SOĞAN
EBEGÜMECİ
KÖK ZENCEFİL
TARÇIN
MAYDANOZ-LİMON
DOMUZ GRİBİNDEN KORUNMANIN YOLLARI?


ADAÇAYI
Bademcik ve Boğaz Enfeksiyonlarına Karşı Koruyucu
Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1) Adaçayını piyasadan alırken yabani olmayanını almaya özen gösteriniz. Bundan emin
değilseniz, bazı büyük marketlerde satılan değişik firmalara ait paketlenmiş adaçayını kullanabilirsiniz.
2) Her gün, ağız temizliği yapıldıktan sonra bir defa gargarasını yapmak ağızdaki bakterilere ve de ağız kokusuna karşı güçlü bir engelleyicidir. Normalde adaçayı gargarasını hazırlayıp lavabonuzdan eksik etmemeniz gerekir. Hazırlanan adaçayı gargarası üç gün bozulmadan lavabonuzun rafında durabilir.
3) Kronik bademcik veya kronik faranjit durumlarıyla ilgili olarak ebegümeci bitkisini (sonraki bölümlerde) okuyunuz.
4)Faranjit ve bademcik problemi olanların kürleri uygularken sigara ve asitli içeceklerden(kola, soda, maden suyu gibi) özellikle uzak durmalan gerekir. Buna paralel olarak diş ve ağız temizliğine de özen göstermek gerekir. Yemeklerden sonra mutlaka dişlerinizi fırçalayınız.
Uygulamalarda belirtilen gargaraları mutlaka dişlerinizi fırçaladıktan sonra yapınız.
5) Adaçayı memleketimizde son yıllarda sıkça tüketilmeye başlanmış bir çaydır. Ancak hamile bayanların hamileliklerinin ilk üç ayında adaçayını temkinli kullanmaları gerekir. Eğer
düşük tehlikesi söz konusuysa kesinlikle adaçayından uzak durmaları gerekir.
6) On iki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
7) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı (yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi ... ) içilmemelidir,
8)Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
9)Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.

Kür : Bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyucuYaklaşık bir su bardağı kaynamakta olan klorsuz suda bir tatlı kaşığı taze adaçayı on dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenir. Demleme süresi tamamlandıktan sonra bitki daha fazla suyunun içinde bekletilmez, mutlaka süzüp ayrılır. Günde iki-üç defa gargarası yapılır.
Ayrıca, beraberinde bir ay boyunca her gün bir çay bardağı adaçayı içilir. Hazırlanan gargara kırk sekiz saat bozulmadan banyo dolabınızda durabilir.
.............. Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar varsa mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Öncelikle, bilmeniz gereken kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgilerle kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız.
Bu kitabın içindeki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.

***
BAL Bağışıklık Sistemini Güçlendirici
Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
2) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı ( yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi ... ) içilmemelidir.
Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
Kür : Bağışıklık sistemini güçlendiriciÜç gün boyunca sabah, öğle ve akşam iki yemek kaşığı halis bal tüketilecektir. Yanında İstenirse ebter tohumdan yapılmamış, az miktarda kara ekmek tüketilebilir. Kür boyunca bol su içilmesi tavsiye edilir, ancak başka hiçbir şey tüketilmemelidir.

............. Dikkat: Halis bal kullanılması kürün başarılı olması için son derece mühimdir.***
SOĞAN
• Üşütmeye Bağlı Üst Solunum Y olları Enfeksiyonlarına Karşı
Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

l)Prostatit şikâyeti olanların kendilerini soğuktan korumaları gerekir. Özellikle soğuk kış
aylarında prostatit hastalarının karın bölgelerinden başlayarak ayak parmaklarına kadar kendilerini soğuğa karşı koruyacak şekilde giyinmeleri gerekir. Çünkü soğuk havalar prostatit
ağrılarını artırmaktadır.
2) Eğer prostatit rahatsızlığınız varsa ağırlık kaldırmayınız ve ağır eşya taşımayınız. Taşıyacağınız yük dört-beş kilogramı geçmemelidir.
3) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
4) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı (yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gi bi ... ) içilmemelidir.
5)Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
6) Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
,
Kür 1: Üşütmeye bağlı üst solunum yolları enfeksiyonlarına karşıKaynamakta olan bir buçuk su bardağı klorsuz suyun içerisine ince kabuğu soyulmuş orta boy bir kuru soğanı dörde bölüp atınız. Beş dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız. Ilıyınca içiniz.
Onbeş gün boyunca aç kamına günde iki kez içiniz (öğleden evvel ve öğleden sonra). Bu
kür dönem dönem uygulanmalıdır. .
.......... DİKKAT:Soğan kürünü önleyici olarak kullanmak istediğinizde günde 1 kez içilmesi yeterlidir.
.......... Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar varsa mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Öncelikle, bilmeniz gereken kullanacağınız bitkiye karşı alerjiniziıı olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız, Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikayetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgilerle kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız, Bu kitabın içindeki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.***
EBEGÜMECİKronik Bademcik Enfeksiyonuna Karşı
Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
l) Ağız ve diş temizliği için ebegümeci gargarası bulunmaz bir nimettir. Haftada birkaç defa yapacağınız ağız gargarası, sizi faranjit, bademcik iltihaplanması (tonsilitis) ve sağlıksız
diş etlerinin
oluşumuna karşı koruyacaktır.
2) Akciğer kanserinin tedavisinde ısırgan-ebegümeci bitkilerinin karışım kürünün nasıl kullanılacağı, ısırganla ilgili bölümde açıklanmıştır. (bakınız: Isırgan)
3) Adaçayı-ebegümeci gargarasını özellikle kış aylarında zaman zaman tekrar etmek gerekir.
4) Ebegümecinin mevsiminde pazarlarda bulduğunuzda birkaç bağını açık havada ve gölgede kurutabilirsiniz. Kuruttuğunuz ebegümecinin yapraklarını rutubetli ortamlardan uzak tutmalısınız. Soğuk mevsimlerde kurutulmuş olan ebegümecinin yapraklarını, çiçeklerini ve
saplarını aşağıda verilen uygulama için kullanabilirsiniz.
5) Anne olmak isteyen hanımların ebegümeci yemeğinden, salatasından ve çayından uzak
durmaları gerekir. çünkü yumurtayı kistik yapıya dönüştürme gücü vardır ve hamile kalmayı zorlaştırır.
6) Farenjit ve bademcik problemi olanların sigara ve asitli içeceklerden (kola, soda, maden
suyu gibi)
özellikle uzak durmaları veya içerken ölçülü olmaları gerekir. Uygulamalarda bu
kurala mutlaka özen göstermeleri gerekir.
7) Hareketli bağırsak sendromu şikayeti olan hastalara öncelikle tatlı tüketiminde ölçülü olmalarını önermekteyim. Bu hastalar kısa bir zaman sonra şişkinlik, hazımsızlık ve gaz (flatulens) şikayetlerinde belirgin bir azalma olduğunu bildirmişler, ayrıca bağırsak hareketlerinde de belirgin düzelme olduğunu belirtmişlerdir.
8) Hareketli bağırsak sendromu yaşayanların meyve veya tatlılarını öğünlerin üzerinden en
az iki saat
geçtikten sonra tüketilmelerini önemle vurgulamak isterim. Bu kurala uyduklarında
şişkinlik, gaz, hazımsızlık ve mide yanması şikayetlerinde büyük oranda azalma olduğunu
hayretle gözlemleyebileceklerdir.
9)Polikistik over rahatsızlığınız varsa bu kürü uygulamayınız.
10) Tiroidin genel anlamda büyümesine guatır adı verilmektedir. Guatırdan ameliyat olmuş
hastalarda guatırın tekrarlama (nüks) ihtimali vardır. Guatırı yeniden oluşan hastaların guatırına halk dilinde dişi guatır adı verilmektedir. Bu terimin bilimsel olarak geçerliliği yoktur.
1 ı) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
12) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün
uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı ( yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi...) içilmemelidir.
Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.

Kür 1: Kronik bademcik enfeksiyonuna karşı
Kaynamakta olan bir su bardağı dolusu klorsuz suya (150-200 ml) iki yemek kaşığı adaçayını ve iki adet ebegümeci yaprağını ilave ederek on dakika kısık ateşte ağzı kapalı olarak kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra süzünüz. Soğuduktan sonra gargaraya hazır demektir. Hazırlanan gargara kırksekiz saat etkisini kaybetmeden kalabilir. Her gün en az üç defa gargara yapılmalıdır. Bademcik enfeksiyonunuz ileri derecedeyse hiç çekinmeden günde altı-yedi defa gargara yapabilirsiniz. Bir ay boyunca her gün gargara yapmaya özen gösteriniz. / Bir ay sonra iki günde bir gargaraya devam ediniz. Bu gargaranın etkisini daha da hızlandırmak ve işlevini artırmak için bir ay boyunca her gün iki yemek kaşığı adaçayını demleyip içmek daha da faydalı olacaktır.
***
KÖK ZENCEFİL
Bağışıklık Sistemini Güçlendirici
Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
1) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
2) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı (yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi ... ) içilmemelidir.
3)Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
4) Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
Kür : Bağışıklık sistemini güçlendirici -
Yaklaşık bir su bardağı kaynamakta olan klorsuz suda 10 gr kök zencefil altı dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenir. Dernleme süresi tamamlandıktan sonra ılıyıncaya kadar beklenir ve mutlaka süzüp ayrılır. Günde bir defa içilir.
............................ DİKKAT: kök zencefil kürü ile tarçın kürü AYNI GÜN içilmemelidir.***
TARÇIN
Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar1) Eğer sık sık sinüzitten, faranjitten ve ses tellerinizden şikayet ediyorsanız, tarçını evinizin mutfağındaki doğal eczane dolabından eksik etmemenizi öneririm.
2) Kabuk tarçın çayını abartılı olarak tüketmeyiniz. Haftada en fazla dört-beş defayı geçmemelidir. Dönem dönem onbeş-yirmi güıılük aralar verilerek tüketilmesi çok daha etkilidir. Unutmayınız, hiçbir bitkisel çayı alışkanlık haline getirmeyiniz. Vücudunuzu alıştırmayınız. Vücudu alıştırmak demek, ona ihtiyaç duyulduğunda etkisinin daha az olabileceği anlamına gelir.
3) Kabuk tarçının çayını haftada en az dört kez içmenizi tavsiye etmemin nedenleri şunlardır:
*Şeker hastalığına karşı önleyicidir.
*Kan şekerini düşürneye yardımcı olur.
*Romatizmaya karşı önleyicidir.
*Faranjite karşı dirençli kılar.
*Yüksek tansiyona yakalanma riskini azaltır.
*Yorgunluğu gidericidir.
*Gerginliği alıcı, sakinleştiricidir.
*Geniş spektrumlu doğal bir antibakteriyeldir.
*Deri hastalıklarına karşı direnç kazandırır.
*Bağırsaklarda nitrozamine oluşumuna engel olur.
*Yoğun çalışma temposunun neden olabileceği baş ağrılarını önler.
*Mide dostudur.
*Zihin yorgunluğunu alır.
*Kansere karşı vücudu dirençli kılar.
*Bağışıklık sistemini güçlendirir.
*Çok sayıda farklı moleküler yapılı antioksidan içerir.
*Stresi ve gerginliği alır.
*Migrene karşı önleyicidir.
4) Tarçın yüksek kan şekerinin düşürülmesinde iyi bir yardımcıdır. Tarçının bu özelliğini kesinlikle kan şekerini düşürücü bir ilaç gibi değerlendirmemek gerekir. Tarçın çayı veya toz tarçın kan şekerini düşürmede yardımcı, insulin hassasiyetini artırmada fonksiyoneldir. Yani, etkendir.
5) Haftada birkaç kez içilecek kabuk tarçın çayı total kolesterol ve LDL 'nin (kötü kolesterol) kontrol altına alınmasında iyi bir yardımcıdır.
6) Kabuk tarçın veya toz tarçın çok zengin potasyum içerdiğinden böbrek yetmezliği şikayeti
olanların veya diyaliz hastalannın mutlaka uzak durmaları gerekir.
7)Eğer hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) rahatstzlığınız varsa tarçın tüketiminden veya
tarçın çayından uzak durunuz.
8) Sivilcelere karşı etkin bir savaşçıdır. Sivilce önleyicidir.
9) Bazı bayanlar regl dönemlerinde ani kasılmalar yaşayabilmekte veya kendilerini kaybetme noktasına gelmektedirler. Bu durum büyük bir olasılıkla ani kan şekerinin düşmesinden kaynaklanabilir. Bu durumu hisseden bayanların derhal bir bardak şekerli su veya şekerli süt içmelerini öneririm. Şüphesiz ki, şeker hastası olan bayanların bu uygulamayı yapmamaları gerekir.
10) Tarçın, midede bulunan ve mide kanserine sebep olabileceği klinik deneylerle kanıtlanmış olan helicobacter pylori bakterisine karşı etkili olan birkaç tane etkin madde de içermektedir.
11) İnsanın zaman zaman "Bugün içim içime sığmıyor" şeklinde kendini ifade ettiği veya hissettiği dönemler olabilir. "Kendimi bugün adeta hiperaktif hissediyorum" diye düşünüyorsanız veya gerçekten hiperaktifseniz, kabuk tarçın çayını içmenizi tavsiye ederim.
12) Burun-boğaz enfeksiyonlarına karşı hassas olanlara mükemmel bir yardımcıdır. Ses
tellerini koruyan güçlü bir baharattır. Günlük yaşamlarında sesini kullananlara özellikle öneririm. Öğretmenlere, şarkı söyleyenlere, spikerlere özellikle tarçın çayını haftada birkaç kez içmelerini öneririm. O yeri doldurulamaz bir nimettir.
13) Bazı bayanlar adet dönemlerini huzursuz ve gergin geçirirler. O dönemde uykuları düzensizleşebilir. Genelde bayanlar regl dönemlerine birkaç gün kala sıkıntı, depresyon, el ve
ayaklarda ve de yüzde şişmeler, stres ve baş ağrısı gibi bazı şikayetlerinin ortaya çıktığından
bahsederler.
.................... Türk mutfağından eksik olmayan tarçın bayanların bu dönemlerinde gerçek bir rahatlatıcı ve stres yok edici güce sahiptir. Regl dönemi başlamadan birkaç gün önce yapılacak tatlılarda kullanılacak bolca tarçm hem damak zevkini artıracak hem de regli döneminde sağlığı yakalamakta önemli rol oynayacaktır. Regl dönemlerinde bulunan bayanların, akşam yatarken yiyecekleri bir porsiyon tatlı, güne huzurlu ve rahat başlamalarını sağlar. Yine güne ilk olarak tatlı yiyerek başlamak ve de gün boyu tatlı alımına ölçülü olarak devam etmek regl döneminde depresyon yaşanmasmı önler ve gerginliği alır................... Bazı bayanlar adet dönemlerini çok zorlu geçirirler. Özellikle "İçim çekiliyor, kendimi kaybedeceğim galiba" şeklinde ifadeler kullanabilirler. İşte, onlara bu dönemlerini rahat ve huzurlu geçirebilmeleri için mükemmel bir destekleyici öneri: süt ürünlerinden yapılmış tatlıları bol tarçın serperek tüketmeleri, hazırlayacaklan kurabiye veya keklere bol tarçın ilave etmeleridir.
14) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
15) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı ( yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi ... ) içilmemelidir.
16) Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
17) Romatoid artirit (İltihaplı eklem romatizması) Romatoid hastalannın haftada birkaç kez tüketmeleri fayda sağlar.
18) Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
......................... Kür 1: Tarçın çayı
Bir bardak ( 150- 200 ml) kaynamakta olan klorsuz suya bir adet kabuk tarçın atılır. Ağzı kapalı olarak kısık ateşte beş dakika kaynatılır. Ilıyınca süzülür ve içilir.
.......... Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar varsa mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Öncelikle, bilmeniz gereken kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdir. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikôyetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgilerle kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Bu kitabın içindeki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.
***
MAYDANOZ-LİMON ........................... Yorgunluğa Karşı
Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

1) Tiroid bezi alınmış olan hastalarda, karaciğer yağlanmasına karşı "maydanoz-limon suyu kürü" yeterli olmamaktadır. Tiroid bezi alınmış (total tiroid ektomi) hastalar da gelişen karaciğer yağlanmasına karşı destekleyici bitkisel kür olarak, sabahları aç karnına, maydanoz- limon kürüne paralel olarak, öğlen ve akşam yemeklerinden yirmi dakika önce bir yemek kaşığı dolusu dereotu kürü uygulamalıdırlar.
2) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
3) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı (yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı gibi ... ) içilmemelidir.
Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
Kür: Yorgunluğa karşıOnbeş-onaltı adet taze maydanoz gövde saplarıyla beraber blendıra veya robota atılır. Üzerine iki yemek kaşığı taze sıkılmış limon suyu ve yarım bardaktan biraz fazla, klorsuz su ilave edilir. Bir-iki dakika robot veya blendır çalıştırılır. Sabahları aç karnına kahvaltıdan on-onbeş dakika önce içilir.

Bu kürün uygulaması;
2x15U+ 7A
15 gün uygulama + 7 gün ara + 15 gün uygulama = Toplam 30 günlük kür

***
DOMUZ GRİBİNDEN KORUNMANIN YOLLARI?
Grip virüsü sürekli mutasyon geçirmektedir. Yani, genetik yapısını degiştirmektedir. Her yıl geliştirilen grip aşısı bir önceki yıla ait grip aşısından farklıdır. Genetik yapısını sürekli degiştiren grip virüsü zaman içerisinde kendine uygun (çoğalabileceği) farklı konaklar bulabilir. Zaman içerisinde değişen genetik yapılarından dolayı kanatlı hayvanlara konak olarak yerleşebilmiştir. Kanatlı hayvanlara konak olarak geçiş yapabilme yeteneğini kazandıklarından kısaca kuş gribi virüsü adı verilmiştir. Örneğin, ördek, hindi, kırlangıç, martı, tavuk, yelkovan kuşu, bıldırcın gibi daha çok sayıda farklı kuşlarda grip virüsüne rastlanmıştır. Kuş gribi virüsünün konağın türüne göre çok sayıda farklı alt grupları gelişmiştir. İnsana geçiş yaparak hastalanmalarına neden olan H5Nl, H7N3, H7N7 Ve H9N2 tipleridir.
- GRİPTEN KORUNMAK İçİNİnsanların toplu halde bulundukları (otobüs terminalleri, hava alanları gibi) ortamlarda uzun bekleme yapılmaması, kapalı mekan eğlence yerlerinde mümkün olduğu kadar tercih edilmemeli. El temizliğine özen gösterilmeli. Antibakteriyel mendillerin grip virüsüne karşı bir koruyucu olmadığının bilinmesi; el temizliğinin mutlaka akar su altında sabunla yapılması. Yakın temastan kaçınılması (el sıkışmak, öpüşmek).
Karaciğer metabolizmasının ve bağırsak florasının sağlıklı çalışması gribe karşı savunmada önemlidir. Ayrıca boğaz ve bademcik erıfeksiyonlarına karşı da önleyici kür (adaçayı) uygulamak bağışıklık sisteminin korunması için önemlidir.
-NE YEMELİ?
C vitamini bakımından zengin sebze ve meyvelerin tercih edilmesi (narenciye, brokoli, trabzon hurması, turp, kuru soğan) Yeşil mercimek çorbası veya köftesi yenmelidir. Bol su içilmelidir.
- KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ BİTKİ KÜRÜAdaçayı gargarası akşam yatmadan ve sabah evden çıkmadan gribe karşı önleyici ve koruyucu olarak etkilidir.
-GRİBE KARŞI YARDıMCı TEDAvi KÜRLERİı. Maydanoz-limon kürü
2. Özellikle de soğan kürü güçlü bir önleyici ve yardımcı tedavidir.
Aynı anda 2 kür uygulamayınız. En etkili olan soğan kürüdür.
- GRİp SONRASı HANGİ BİTKİ KÜRÜ İYİ GELİR?
Haftada 3-4 kez kabuk tarçın veya kök zencefil çayı tercih edilmelidir.
-BAĞIŞIKLIK SİSTEMINI ZAYIFLATAN BESLENME ŞEKLİ
Bağışıklık sistemini zayıflatan ağır tatlılardan (baklava, kadayıf, şöbiyet, ekmek tatlısı) ve kızartmalardan (sebze ve et) uzak durulmalıdır.
-
blogYayın:27.o3.2o1o

Bitkilerden Gelen Sağlık /Prof.Dr. İbrahim Adnan S... püfNoktası_yayım: 13.08.2009